Google+ Badge

Mittwoch, 19. Oktober 2016

OSMANOĞULLARINDA DELİLİK

Osmanoğullarında psikolojik dengesizlik yaygın bir hastalık mı idi? Kaç tane Padişah ruhi bunalım sonucu deli olmuştu? 
Bilinen deli Padişahlar:
  • I. Mustafa
  • İbrahim
  • V. Murat (sonradan iyileşmiştir)
Bunlar sadece bilinenlerdir, ama bilinmeyenler de vardır, örneğin Şehzadeler arasında da ruhi bozukluk yüzünden deli kabul edilen Prenslerde vardı: Örneğin Yusuf İzzettin Efendi. Her ne kadarda akıllı ve çok bilgin bir Şehzade olarak kabul edilsede, çok evhamlı olduğu ve korku içinde yaşadığı biliniyor. Çünki babası Sultan Abdülaziz devrim sonucu öldürüldüğünden, kendisininde katledilmesinden çok korkuyordu ve hayatı boyunca zehirletileceğini düşünüyordu. Bu yüzden Sarayında çok titiz bir protokol hakimdi. Bu derin korku yüzünden ruhi bunalım geçirmişti. Ama gerçektende Yusuf İzzettin Efendi İttihatçıların emriyle öldürüldü.

Delilik konusunda özellikle Sultan İbrahim'in yaptıklarını mantıkla kabul etmek mümkün değil! Örneğin:
  • Edirne Sarayında bir Saray eğlencesi sırasında şöminede yakılan odunları beğenmediğinden İstanbul'dan odun getittirdi.
  • Sabah çok erken tahtırevan ile şehirde gezmelere çıkıyordu ve bu gezintiler sırasında başka bir arabaya rastladığından şehirde arabaları yasakladı. Ama bu yasağa rağmen bir başka arabaya rastlayınca, emrinin uygulanmadığını düşünerek derhal Salih Paşayı çağırdı ve onu başı aşağı ayağından bağlatarak bir kuyuda boğdurtturdu.
  • Gözdelerinden Voyvodakızı Şahnisa Hatun'un anlattığı bir hikayeden mest olduğundan gözdesinin dairesini Samur kürklerle döşettirdi.
  • Cinci hocaların yüzüne üfürmesiyle iyileştiğine inanırdı.
  • Masum olarak idam ettirdiği Sadrazam Yusuf Paşa'nın cesedine bakarak: >Ne de güzel al yanakları varmış, ziyan oldu, kıydım< demiştir.
  • Ağabeyi IV. Murat'ın öldüğü kendisine bildirildiğinde dairesinden çıkmayı kabul etmedi, ancak annesi Kösem Sultan'ın ısrarlı ricaları üzerine kapısını açtı ve ölü padişahın cesedinin getirilmesini emretti. IV. Murat'ın cesedi getirilip önünde yere koyulduğunda ağabeyisinin öldüğüne inandı ve cesedin etrafında hoplayıp zıplayıp dans ederek >Büyük Cellat öldü< diye nara atmıştır.
  • Büyük oğlu IV. Mehmet'i çocukken bir havuza attı.
  • Gözdelerinin ve Saraylılarının isimlerini Saray isimlerinden değil kafasına göre kurguladığı isimlerden seçiyordu mesela: Şekerpare, Şekerbolu, Sazlınaz, Bağdemahu, Sabahevvel, Serpapuç, Hokkafelek, Nartanesi, Laldevran, Şaşkıfelek, Ağakızı, Voyvodakızı, Paşalı, Serinci ve diğerleri.
  • Sakalına elmaslar ördürürdü ve papuçların ucuna püskül yerine elmas taşları diktirirdi. 
Bunlar sadece yaygın olarak bilinen vakalardır. Saray içinde daha pek çok tuhaf olaylara sebebiyet verdiği biliniyor.

Dienstag, 18. Oktober 2016

AYŞE HASEKİ SULTAN VE MELEKİ HATUN

IV. Murat'ın eşlerinden Ayşe Haseki Sultan ve Kösem Sultan'ın nedimesi ve baş hizmetlisi Meleki Hatun'un akraba oldukları tesbit edilmiştir. 
Ayşe Sultan Arnavut soylularından Jonima ailesine mensuptu aynı şekilde Meleki Hatun'da aynı ailenin mensubuydu. Bu durumda belkide Meleki Hatun'un katkısıyla Ayşe Sultan Saraya alınmış olabilir. Malum Saraylı Kadınlar yüksek makamlara ulaştıklarında özellikle kendi ailelerini ve memleketlilerini kayırıyorlardı. Babalarının, kardeş ve akrabalarının rütbe sahibi olmaları ve onlara yüksek miktarda maaşlar bağlattıklarıda biliniyor. Meleki Hatun'da kendi akrabası olan Ayşe Hasekiyi de Saraya kabul ettirip iyi bir tahsil almasını sağlamış olabilir. Elçi raporlarında Ayşe Haseki'nin babasının bir servet karşılığı kızını Saraya gönderdiği bildiriliyorsada, Meleki Hatun'un özellikle bu kızın seçilmesinde büyük katkısı olduğu yüksek bir ihtimaldir. Araştırmalarda bu ihtimalin göz önünde bulundurulması gerekir.
Ayrıca Ayşe Haseki'nin Arnavut Asilzadeler Salnamesinde yazdığı gibi ilk adının Rukiye olduğu'da görülmektedir. Zaten Arnavut asilzadeleri Arnavutluğun Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetine girmesinden sonra çoğunlukla Müslüman olmuşlardır. Hristiyan kalanlar ise genelde İtalya'ya göç etmişlerdir. Bu durumda Ayşe Sultan'ın da Jonima'ların müslüman olan aile kolundan geldiği anlaşılıyor.
Ne yazıkki bir dönem bazı saçma bilgilere göre Harem'e yanlızca gayrimüslim kızların alındığı söylentisi yaygınlaşmıştı, ama bu doğru değildir! Müslüman olan kızlarda Harem'e kabul ediliyorlardı. Örneğin son dönem Osmanlı'da Harem de yaşamış bütün kadınlar müslüman ailelerden geliyorlardı. Tabii önceki dönemlerde gayrimüslim ailelere mensup kızlarda vardı, yani Harem mensubatı hem aslen gayrimüslim hemde müslüman kişilerden oluşuyordu, ama son dönemde artık tamamiyle müslüman ailelerin kızları Saraya alınıyorlardı. Mesela II. Abdülhamit'in bütün eşleri Kafkasyalı olup müslüman olarak dünyaya gelmişlerdi. Bu gerçeğide unutmamak gerekir.

Son olarak: Değişik internet sayfalarında Meleki Hatun'un ismi Melike olarak yazılmış, tabii bu doğru değildir! Meleki Hatun'un ismi Meleki'dir Melike değildir! Aynı şekilde Saçbağı Sultan'ın ismide Saçbağlı olarak yazılmış, buda doğru değildir!