Google+ Badge

Mittwoch, 30. April 2014

Hürrem Haseki'nin Vefatı

Merhume büyük halam'in ezeli rakibesi Hürrem Haseki 17 Nisan 1558 tarihin de vefat etmiştir. Osmanlı tarihin de ki rolü çok büyük ve önemlidir ama bu Hasekiyi esas ünlü yapan Sultan Süleyman'ın ta kendisidir. Sultan Süleyman istemeseydi Hürrem Haseki asla bu derece güçlü olamazdı. Zaten ne olduysa Padişahın ona sağladığı imtiyazlardan oldu. Keza Şehzade Mustafa ve İbrahim Paşa'da bu kederli olaylar zincirinin bir kurbanı olmadılar mı! Aslında Hürrem Haseki'yi fazla büyütmemek lazım, çünkü o Osmanlı tarihin de ki ilk'lere imza atmadıki! Mesela Sultan Süleyman'la olan nikahı niçin olay yaratan bir konudur. Sultan Süleyman, Hürrem'den önceki eşlerine de nikah kıymıştı. Bu durumda Hürrem'i nikahlaması gayet normal değilmi, ayrıca Sultan Süleyman'dan önceki Padişah'larda kadınlarıyla nikahlılardı. Keza Hürrem'in Padişahla nikahlanması özel ve abartılacak bir olay değildir. Bundan başka Hükümdar'ın meşru eşi Hürrem'di demekte bu yüzden katiyyen doğru değildir! Hürrem meşru idi de Mahidevran ve Gülfem neydi! Şimdi bazıları onlar Cariye'ydi diyebilir, ama tam aksine Sultan Süleyman'ın tek veya ilk Cariye eşi Hürrem'di. İşte bu yüzden Hürrem'in yükselişi olağan üstü bir olay oldu.

Mahidevran bir Prens'in kızıydı, Padişah eşi olup makam ve kudret sahibi olması gayet doğaldı. Aynı şekil de Gülfem de Arnavut beyinin kızıydı. Bu iki kadın'ın güçlenmesin de şaşırılacak bir durum yoktur. Fakat Hürrem'in, yani alelade bir Cariye'nin fevkalade kuvvetlenmesi pek de alışılmış birşey değildi. Bu yüzden de herkes Hürrem'i konuşur olmuştu. Hürrem'in koskoca Mahidevran'ın yerini alıp Hükümdar'ın da nikahlı eşi olması hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir olaydı. Bütün bunların gerçekleşmesi de cümle alemin ağzını açık bıraktı.

Mahidevran imtiyazlı olmaya çocukluğundan buyana alışkındı. Hizmetkarları, maiyeti vardı. Emir verir ama asla emir almazdı. Fakat Hürrem en alt kıdemden tepeye yükseldi. Böyle bir yükselişin gerçekleşmesi için yanlızca fiziki güzellik yetmez, akıl ve kabiliyet lazım. Hürrem Haseki çok kurnaz ve akıllı bir kadındı. Kimi nasıl kullanacağını gayet iyi biliyordu. Mahidevran ise bu tür akıl oyunlarına hayatında pek ihtiyacı olmamıştı, o zaten zirvedeydi, makam bakımından artık sadece Valide Sultan olabilirdi. Herkese hoş görüşlü ve nazikti, illa birilerini kendine bağlamak için entrikalar üretmiyordu. İşte bu yüzden de zamanla Saraydaki hakimiyetini Hürrem'e kaptırdı. Mahidevran asaletine, konumuna, kişiliğine ve hoş görüşüne emindi, Saraylıların her zaman için arkasında duracağını zannediyordu. Hürrem ise kendini geliştirip Politik davranıyordu, nihayetin de entrikalarıyla başarılı da oldu. Mahidevran'ı tahtından devirdi ve ölümüne dek bu tahtın sahibi kaldı.

Hürrem Haseki'nin ölümünü Mahidevran çok geçmeden duydu. Zaten Büyük Haseki'nin vefatı her yerde ilan ettiriliyordu. Acaba rakibesinin öldüğünü öğrendiğin de ne hisseti, ne düşündü ve ne dedi? Dedemin notlarında bu konu hakkında fazla birşey yazmıyor, yanlızca şu satırları kaydetmiş:

(...) Hürrem'in vefat ettiğini pek fazla sürmeden Mahidevran Haseki'ye söylemişler. Haberi getiren Abide Hatun'a 'Bu cihanda saltanat sürüp, yüzüme gülüyordu, diğer alem de hesap verirken de gülecekmidir' demiş (...) 

Montag, 28. April 2014

Raziye Sultan

Sultan Süleyman'ın meşhur kızı Mihrimah Sultan'dan hariç başka kızları varmıydı? Evet vardı! Fatma ve Raziye Sultanlar vardı. Her ikisi de Mahidevran Haseki'den dünyaya gelmişlerdi. Büyüğü Fatma küçüğü ise Raziye Sultan'dır, lakin her ikiside Şehzade Mustafa'dan yaşca küçüklerdir. Fatma Sultan 1521 doğumlu iken Raziye Sultan 1525 doğumludur. Rahmetli dedemin bu iki Sultan hakkındaki notlarını buraya ekliyorum:

(...) Yahya Efendi Dergahı haziresin de medfun Raziye Sultan, Mahidevran Haseki'nin en son evladıdır. Raziye Sultan'dan evvel dünyaya getirdiği Fatma Sultan ise bu sonuncu'dan beş yaş büyüktür. Esasında Fatma Sultan, Mahidevran Haseki'nin Saray'daki nüfuzu'nun hitamı sırasında dünyaya gelmiştir. Neben bu sebepten Raziye Sultan'ın tevellüdü bir nevi kaza olarak kabul etmek kabildir. Zira Sulten Süleyman 1522 senesinden itibaren Baş Hasekisinden bütün bütün yüz çevirmiş ve gözdesi Hürrem'i baş tacı eylemişti. Lakin 1524 senesin de Mahidevran'ın Haremin bahcesinde güzel esvablara bürünmüş halde hemşireleri ile gezinirken Padişahın tekrar nazarı dikkatini celb etmiş. Derhal huzuru şahaneye davet edilerek Hükümdarın karşısına çıkartılmış. Mahidevran bu pek tuhaf hadiseyi anlamadığından Padişaha 'Efendimiz, bir kusurumu görmüş olacaklar ki hakiki zevcelerini huzurlarına celb ettiler' demiş. Sultan Süleyman bu iğneli cümleye evvela pek bozulmuş fakat 'Haremi mi ancak kusuru olduğu vakit mi huzuruma davet ediyorum' diye cevap vermiş. Mahidevran Haseki de eline geçen bu fırsatı iyi değerlendirmek için: 'Aman Efendimiz, biz zevcenizi ne baharımızda, ne yazımızda celb eylemediğinizden, muhakkak bir kusurumuz sebebiyle güzel çehrenizi görmeğe bizi layık gördüğünüze hüküm vermiştim'. Bu cevaptan Sultan Süleyman pek hoşlanmış olacakki o günü zevcesiyle beraber geçirmiş ve ileriki haftalarda'da Mahidevran'ı pek çok defa huzuruna celb ettirmiş. Bu hadiseden bir sene sonrada Raziye Sultan dünyaya gelmiştir. Tabii bu durumdan Hürrem pek hiddetlenmiştir ve bir yolunu bulup Padişah'ı tekrar kendine bağlamayı başarmıştır. Keza Şehzade Bayezid de Raziye Sultan'dan yanlızca üç ay sonra dünyaya gelmiştir.(...) Raziye Sultan'a dedesi Haydar Mirza, Çerkes diyarından hediye olarak 10 çerkes asilzade kızı ve 20 köle göndermiştir. Gönderilen bu 10 asilzade kızlarından Cihanşah Hatun bilahare Şehzade Bayezid'in zevcesi ve ilk üç şehzadesinin annesi olmuştur. Çerkes beylerinden Arslanbek kızı Cihanşah Hatun zevci'nin ve evladlarının katlinden sonra Bursa'ya menfii edilmiş ve 'Hakikatli Validem' dediği Mahidevran Haseki'nin yanına iltica etmiştir.(...) Raziye Sultan'ın tasfiri için her daim uzun boylu, uzun kestane renkli saçlı, ela gözlü ve beyaz parlak tenli derlerdi. Ablası Mihrimah Sultan'dan kat kat güzel olduğu dillere destan olmuştur. 'Tasasız' lakabı ise tarihin pek büyük bir hatasıdır. Ağabeyi Şehzade Mustafa'nın idamın'dan sonra annesiyle beraber gönderildiği Bursa'da gam ve keder için de Bursa ahalisinin lakırdısına maruz kalmıştır. İzdivacı kabul etmediğinden hakkında türlü dedikodular çıkmış ve kadınlar 'Erkek derdi çekmiyor, bir karındaş matemi tutuyor, ne tasası ola ki' lakırdısı çıkmış. O tarihten itibaren biçare Padişah kızının lakabı Tasasız Sultan olarak kalmış. (...) Raziye Sultan, tamamiyle annesnin taifesine benzediğinden, Mihrimah Sultan hemşiresinden için 'Çerkes'in kuyruğu'  dediği duyulmuştur. Kıskançlıktan bu lakırdıyı eden Mihrimah'ın niyeti yegane iğnelemekten maada birşey değildir. Raziye Sultan'da Mihrimah'dan için 'Rus'un kızı' deyip güldüğü görülmüştür. Şehzade Mustafa'nın idamından sonrada Mihrimah'a 'Rus'dan Sultan olmaz, sen yegane Kiev Sarayına yaraşırsın' dediği tarihe geçmiştir (...).

Mittwoch, 23. April 2014

Mahidevran Haseki, Sultan Süleyman'ı ve Hürrem Haseki'yi bir daha gördümü?

Malum olduğu gibi Şehzade Mustafa'nın Konya Ereğlisin de ki katlinden sonra ailesi Bursa'ya sürgüne gönderildi. Mahidevran Haseki Ekim 1553 tarihinden itibaren son nefesini verinceye dek Bursa'dan hiç ayrılmadı. Zaten ayrılmasıda mümkün değildi, çünkü Bursa'dan çıkması için Padişah'ın müsaadesi gerekliydi ve bu müsaade asla verilmedi. Bütün servetini oğlu'nun türbesi için harcamıştı ve maaşı'da kesildiğinden bir kuru ekmeğe muhtaç halde yaşıyordu.

Mahidevran Haseki ne Sultan Süleyman'ı ne de Hürrem Haseki'yi oğlu'nun katlinden sonra bir daha görmedi. Sultan Süleyman Bursa'ya en azından oğlu'nun türbesini ziyaret etmek için bile gelmedi. Hürrem Haseki ezeli rakibesi olan Mahidevran'la tekrar karşılaşmayı zaten istemiyordu, özellikle Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinden sonra bu olacak birşey değildi.

Bugün ismi malum dizi de Sultan Süleyman'la Hürrem Haseki'nin Bursa'da Mahidevran Haseki ile karşılaştıkları gösterildi. Fakat hiç bir zaman böyle birşey olmadı. Evet, Sultan Süleyman sevgilisi Hürrem'le beraber Bursa'ya gezmeye gitmişlerdi, ama bu seyahat Şehzade Mustafa'nın katlinden 9 sene önce olmuştu. 1544 senesi'nin yazında Padişah Süleyman en gözde eşi Hürrem Haseki ile beraber Bursa'da 40 gün kalmışlardır. O tarihler de Şehzade Mustafa Amasya Sancak-Beyi olup annesi ve ailesiyle beraber Amasya Sarayında oturuyordu.

Mahidevran Haseki hiçbir zaman ne Sultan Süleyman'a ne de Hürrem Haseki'ye hakkını helal etmedi! Düşünün bir, siz hiç kendi evladınızın canına kıyanları afvedebilirmiydiniz? Saray'da senelerce Hürrem Haseki yüzünden türlü hakaretlere maruz kalan Mahidevran Haseki özellikle oğlunun katlinden sonra rakibesine hakkını helal etmesi hiç mümkün olabilir mi. Biraz mantıklı olalım. Bu saçma hikayelere inananlarda gene olacaktır, çok yazık.

Hürrem'e rusca ninni söyletip, merhum halam'a sevgili ana dilinde bir Çerkes Ağıtını çok gören Dizi Yapımcılarını kınıyorum!